Smyrna Mirası Serisi

İzmir’in Tarihi Kiliseleri Hakkında
Bilinmeyen 6 Şaşırtıcı Gerçek

İzmir, diğer adıyla antik Smyrna; İncil'de adı geçen Yedi Kilise'den biri olmasının yanı sıra, yüzyıllar boyunca Levantenlerin, Rumların, Ermenilerin ve Türklerin bir arada yaşadığı eşsiz bir liman kentidir. 1922'deki Büyük İzmir Yangını şehrin siluetini sonsuza dek değiştirmiş olsa da, alevlerin arasından sağ çıkmayı başaran veya küllerinden yeniden doğan kiliseler, kentin çok kültürlü hafızasının en canlı kanıtlarıdır.

“İzmir bir prensestir; bazen hırçın, bazen durgun ama her daim boynunda tarih denen o eşsiz gerdanlığı taşır.”

— Victor Hugo (Atıf)

Alsancak'ın (Punta) arka sokaklarından Bornova'nın köşkler bölgesine uzanan bu rotada, sadece ibadethaneleri değil, İzmir'in "Küçük Paris" olduğu dönemlerin hikayelerini keşfedeceksiniz.

Smyrna'yı Ayrıcalıklı Keşfedin

Konak'ın trafiği veya Alsancak'ın dar sokaklarında park yeri aramakla zaman kaybetmeyin. İster şehir içindeki kiliseleri gezin, ister Meryem Ana Evi ve Efes Antik Kenti'ne uzanan bir rota çizin. Mercedes Vito araçlarımızla İzmir'in tarihini konforla buluşturuyoruz.

Havalimanı Karşılama Efes & Meryem Ana Turları
WhatsApp Rezervasyon
İzmir'in En Eski Kilisesi Saint Polycarpe ve Freskleri
Mutlaka Görülmeli

1. Saint Polycarpe: Ressamın Kendini Sakladığı Fresk

Çankaya'nın göbeğinde, modern otellerin gölgesinde kalan Saint Polycarpe, İzmir'in halen faal olan en eski kilisesidir (1625). Adını, inancından vazgeçmediği için Kadifekale'de şehit edilen İzmir Piskoposu Aziz Polikarp'tan alır. Bu kiliseyi diğerlerinden ayıran en çarpıcı detay ise iç duvarlarını süsleyen muazzam fresklerdir.

19. yüzyılın sonunda kiliseyi restore eden İzmirli mimar ve ressam Raymond Pere, Aziz Polikarp'ın şehit edilişini tasvir ettiği o devasa freskte ilginç bir imza bırakmıştır. Freskte, elleri bağlı Aziz'in çaresizliğini izleyen kalabalığın arasına "elleri bağlı, çaresiz bir adam" olarak kendini de resmetmiştir. 1922 Büyük Yangını'nda çevresindeki her yer kül olurken, rüzgarın yön değiştirmesi (veya rivayete göre askerlerin çabası) sayesinde mucizevi bir şekilde ayakta kalmıştır.

Basmane'deki Tarihi Aya Vukla Kilisesi ve Kültür Merkezi

2. Aya Vukla: Yangından Kurtulan Tek Rum Tanığı

Basmane semtinde, Kapılar bölgesinde yer alan Aya Vukla (Aziz Vukolos), İzmir'in Rum Ortodoks geçmişinden günümüze sağlam ulaşabilmiş nadir yapılardandır. 1886 yılında inşa edilen yapı, 1922 yangınından etkilenmemiş olmasıyla "ezber bozan" bir statüye sahiptir. Ancak kaderi ilginçtir; yıllarca Arkeoloji Müzesi'nin deposu olarak kullanılmış, içi heykellerle dolup taşmıştır.

Yakın zamanda geçirdiği kapsamlı restorasyonla aslına döndürülen kilise, bugün hem özel günlerde ayinlere ev sahipliği yapıyor hem de şehrin en önemli kültür-sanat merkezlerinden biri olarak hizmet veriyor. Zemindeki "Göz" (Eye of Providence) sembolü ve bahçesindeki Mübadele Anıtı, İzmir'in acı ve tatlı hatıralarını aynı avluda buluşturur.

Montrö Meydanı Yakınındaki Görkemli Saint Jean Katedrali

3. Saint Jean Katedrali: Vatikan ve Sultan'ın Ortak Mirası

Şehit Nevres Bulvarı üzerinde (Montrö Meydanı yakını) yükselen bu görkemli yapı, İzmir Başpiskoposluğu'nun merkezidir. "Saint John Dom Katedrali" olarak da bilinir. 1862 yılında inşasına başlandığında, Katolik cemaatinin maddi imkanları yetersiz kalınca devreye çok ilginç iki finansör girmiştir: Papa IX. Pius ve Osmanlı Sultanı Abdülaziz.

Sultan'ın, Müslüman olmayan tebasının ibadethanesi için şahsi hazinesinden bağışta bulunması, İzmir'in hoşgörü ikliminin en somut örneğidir. Katedralin girişindeki "Soli Deo Honor Et Gloria" (Onur ve Zafer Yalnızca Allah'ındır) yazısı, yapının heybetini özetler. Bugün NATO tesislerine yakınlığıyla da bilinen yapı, şehrin en aktif Katolik merkezidir.

Pasaport Semtindeki İtalyan Mimarili Santa Maria Kilisesi

4. Santa Maria: Denizcilerin İtalyan Koruyucusu

Pasaport semtinde, eski İtalyan Konsolosluğu'na komşu olan Santa Maria Katolik Kilisesi, 1689 yılında Fransisken rahipler tarafından kurulmuştur. Ancak bugünkü zarif binası 19. yüzyıldan kalmadır. Konumu itibariyle eskiden denize çok daha yakın olan kilise, İzmir'e gelen İtalyan denizcilerin ve tüccarların ilk uğrak noktasıydı.

Dış cephesi sade görünse de, içeri girdiğinizde kendinizi İtalya'da bir şapelde hissettiren yoğun bir Barok etkisi ve altın varaklı süslemelerle karşılaşırsınız. Yapı, İzmir'in "Levanten" kimliğinin değil, doğrudan "İtalyan" kimliğinin bir yansımasıdır. Kilisenin kuzeye değil, denize (Batı'ya) bakması da denizci geçmişine bir selam niteliğindedir.

Alsancak'taki Gotik Mimari St. John Anglikan Kilisesi

5. St. John the Evangelist: Alsancak'ta Bir İngiliz Köşesi

Alsancak İstasyonuna yakın konumuyla dikkat çeken bu Anglikan kilisesi, 1899 yılında İzmir'in meşhur Levanten ailelerinden Whittall ailesi öncülüğünde inşa edilmiştir. "Saint John Avengelist" olarak da listelerde geçen yapı, sivri kemerleri ve vitraylarıyla tam bir İngiliz Neogotik mimari örneğidir.

İzmir'de yaşamış İngiliz toplumunun sosyal statüsünü simgeleyen kilisenin en şaşırtıcı özelliği, içindeki vaftiz kurnasının Efes Antik Kenti yakınlarından getirilen antik bir mimari parça olmasıdır (bazı kaynaklara göre). Bahçesindeki sakinlik, Alsancak'ın gürültülü eğlence hayatının ortasında zamanı durduran bir vaha gibidir. İngiltere Konsolosluğu ile organik bağı sürmektedir.

Bornova Meydanındaki Tarihi Santa Maria Kilisesi

6. Santa Maria (Bornova): Levanten Köşklerinin Komşusu

İzmir'in merkezinden biraz uzaklaşıp, Levanten ailelerin yazlık köşkü olarak kullandığı Bornova'ya gittiğinizde sizi meydanda Santa Maria Kilisesi karşılar. 1797 yılında inşa edilen bu yapı, Fransiskenlerin banliyödeki varlığının simgesidir.

Bornova'nın o kendine has "köy içi" atmosferiyle bütünleşen kilise, bahçesindeki asırlık ağaçlar ve sade mimarisiyle dikkat çeker. Çoğu ziyaretçinin bilmediği gerçek ise şudur: Burası sadece bir ibadethane değil, aynı zamanda Bornova'daki Levanten ailelerin (Giraud, Whittall, Edwards) sosyal yaşamının, düğünlerinin ve cenazelerinin yüzyıllardır değişmeyen merkezidir. Bizans tarzı ikonaları ve Latin mimarisinin karışımı, Bornova'nın kozmopolit ruhunu yansıtır.

Smyrna'nın Sessiz Taşlarını Dinleyin

İzmir'deki bu kiliseler, sadece dini birer yapı değil; büyük yangınlara, savaşlara, mübadelelere ve modernleşmeye direnmiş birer tarih kitabıdır. Alsancak'ın ışıltılı sokaklarında veya Basmane'nin tarihi dokusunda yürürken başınızı yukarı kaldırın; bu yapıların size anlatacak çok hikayesi var.

Peki, siz bir sonraki İzmir seyahatinizde, denizin kokusuna karışan bu tütsü kokulu tarihi durakları keşfetmeye hazır mısınız?

VIP REZERVASYON