1. Aya İrini: Saray Bahçesinde Bir Bizans İronisi
İstanbul'daki Bizans mirası denildiğinde Aya İrini, muadillerinden keskin bir farkla ayrılır: Şehrin fethinden sonra camiye dönüştürülmeyen tek büyük Bizans kilisesidir. 4. yüzyıla uzanan kökeniyle Bizans’ın ilk kilisesi kabul edilen yapı, bugünkü formuna 532 yılındaki yangın sonrası İmparator Justinianus’un 548’deki dokunuşuyla kavuşmuştur.
Kültür tarihçisi perspektifiyle bakıldığında, yapının camiye çevrilmemesi bir ihmal değil, konumunun getirdiği bir sonuçtur. Topkapı Sarayı’nın avlusu içerisinde (Sur-ı Sultani) kalması, onu cemaatten izole etmiş; bu durum Osmanlı döneminde yapının "silahhane" (Yeniçerilerin silah deposu) ve sonrasında ülkenin ilk askeri müzesi olarak kullanılmasına yol açmıştır. Yapının en "ezber bozan" detayı ise apsisteki altın yaldızlı mozaik üzerinde yükselen büyük haç figürüdür. Bir Osmanlı padişahının saray bahçesinde, ikonoklastik dönemden kalma bu sembolün asırlarca korunmuş olması, İstanbul’un kültürel sentezinin en çarpıcı örneklerinden biridir.