DESTINAVIP Aşkın Mühründe Yolculuk ARAÇ ÇAĞIR
Mimar Sinan'ın Aşkı

Mihrimah
Sultan

Mihrimah; Farsça kökenli bir isim olarak "Güneş ve Ay" anlamına gelir ve bu isim sadece Kanuni Sultan Süleyman'ın en sevdiği kızı değil, aynı zamanda koca Sinan’ın İstanbul’un yedi tepesinden birine işlediği ruhanî bir mücevherdir. Koca Sinan, bu hanım sultanın ismiyle müsemma olması için Edirnekapı'nın, yani İstanbul'un en yüksek noktasının zirvesine, adeta gökyüzünden süzülen bir ışık feneri inşa etmiştir.

1562-1565 yılları arasında yükselen bu eser, klasik Osmanlı cami mimarisinin sınırlarını zorlayan bir mühendislik harikasıdır. Caminin dört ana kemer üzerine oturtulan devasa kubbesi, içeride hiçbir sütuna ihtiyaç duymadan yükselir. Bu yapısal deha, duvarların 161 adet pencereyle donatılmasına olanak sağlamış; böylece gün ışığının her açısı, iç mekanı adeta bir kristal avize gibi aydınlatarak "Güneş"in kudretini caminin her köşesine taşımıştır. Bu denli çok pencere kullanılmasına rağmen yapının sarsılmaz bir dengeyle ayakta durması, Sinan'ın statik hesaplamadaki eşsiz yeteneğinin bir kanıtıdır.

Ancak Mihrimah Sultan Camii'ni asıl benzersiz kılan, mimari başarısının ötesindeki o hüzünlü ve şairane efsanedir. Rivayet odur ki, Sinan’ın Mihrimah Sultan’a olan gizli aşkı, İstanbul’un iki yakasındaki iki ayrı camide gizlidir. Her yıl gece ile gündüzün eşitlendiği 21 Mart'ta (Mihrimah Sultan'ın doğum gününde), Edirnekapı Camii'nin tek minaresinin arkasından kanlı bir güneş batarken; aynı anda Üsküdar’daki diğer Mihrimah Sultan Camii’nin iki minaresi arasından gümüş renkli bir ay doğar. Bu matematiksel hassasiyet, "Mihr-ü Mah" isminin (Güneş ve Ay) taşlaşmış bir şiiridir.

Sinan, bu yapıda avlu ve revak gibi klasik öğeleri minimize ederek tüm ihtişamı ana kütleye ve gökyüzüne uzanan dikey hatta toplamıştır. Caminin içindeki kalem işleri, fildişi kakmalı minber ve sedef işçilikli kapılar, dönemin el sanatlarının ulaştığı en yüksek noktayı temsil eder. İstanbul’un silüetine en zarif fırça darbesini vuran bu cami, yüzyıllardır hem boğazın serin rüzgarlarını karşılayan bir bekçi hem de aşkın ve matematiğin uyumuna tanıklık eden sarsılmaz bir anıt olarak yükselmeye devam etmektedir.

HİKAYEYİ DİNLE 1565 • Edirnekapı
Mihrimah Sultan Camii Kubbe ve Işık

İki Cami, Tek Efsane

İstanbul’un yedi tepesinden en yükseği olan altıncı tepede, gökyüzüne en yakın noktada yükselen bu yapı, sadece bir ibadethane değil; taşın, ışığın ve aşkın matematiksel birleşimidir. Rivayete göre, büyük usta Mimar Sinan’ın Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan’a duyduğu o derin ve ruhanî sevda, kentin iki yakasına mühürlenmiş bir gökyüzü takvimidir. Mihrimah Sultan’ın doğum günü olduğu kabul edilen ve gece ile gündüzün eşitlendiği 21 Mart ekinoksunda; Üsküdar’daki Mihrimah Sultan Camii’nin ince minareleri arasından kızıl bir Güneş ağır ağır batarken, eş zamanlı olarak Edirnekapı’daki bu görkemli caminin tek minaresinin hemen arkasından soluk ve gümüşî bir Ay doğar. Farsça kökenli bir isim olan "Mihr-ü Mah" kelimesinin tam karşılığı olan "Güneş ve Ay", Sinan’ın dehasıyla İstanbul’un silüetine her yıl aynı gün kazınan büyüleyici bir astronomik gösteriye dönüşür. Bu, koca ustanın hünkarının kızına sunduğu, zamanın ötesinde bir doğum günü hediyesi ve mimari bir aşk manifestosudur.

Mimar Sinan, Edirnekapı'nın stratejik ve ruhanî önemine binaen inşa ettiği bu eserde, klasik Osmanlı cami şemasının dışına çıkarak sadeliği ve mutlak ışığı temel tasarım prensibi haline getirmiştir. Cami, dışarıdan bakıldığında Bizans’tan miras kalan kadim şehir surlarının hemen yanında, bir kaleyi andıran heybetli ve masif bir kütle olarak yükselir. Ancak bu ağırbaşlı dış kabuğun içine adım atıldığı anda ziyaretçiyi bambaşka bir dünya karşılar. Caminin ana kubbesini taşıyan dört büyük kemerin arası, Sinan’ın statik dehası sayesinde neredeyse tamamen boşaltılmış ve bu boşluklara 161 adet pencere yerleştirilmiştir. Bu mimari devrim, yapının içeriden bakıldığında adeta bir "kristal feneri" gibi ışık saçmasını sağlar. Günün her saatinde güneşin farklı açılardan süzülen hüzmeleri, iç mekandaki hat yazılarını, sedef kakmalı kapıları ve ince işçilikli mermer minberi ruhanî bir parıltıyla aydınlatır. Hiçbir ağır taşıyıcı sütun (fil ayağı) kullanılmadan kurgulanan bu ferah iç hacim, sanki kubbe gökyüzünde serbestçe asılı kalmış hissi uyandırır. Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii, Sinan’ın ışığı bir yapı malzemesi gibi kullandığı, sadeliğin en görkemli halini temsil eden ve İstanbul’un her noktasından bir fener gibi parlayan en zarif imzasıdır.

Mihrimah Sultan Camii Tek Minaresi
Tek Minarenin Sırrı: Yalnızlığın Sembolü
Mihrimah Sultan Camii Vitraylar
Işığın Dansı: 161 Pencere

Ziyaretçi Notları 2026

Giriş Ücreti Ücretsiz

İbadete açık camidir.

Konum Edirnekapı

Fatih, İstanbul Surları Yanı.

Öneri Gün Batımı

Işık oyunları için en iyi zaman.

Merak Edilen Sorular

Mihrimah Sultan Camii'nde lale festivali oluyor mu? +

Nisan aylarında caminin geniş avlusu ve çevresindeki Fethiye Parkı lalelerle donatılır. Fotoğraf tutkunları için muazzam bir dönemdir.

Caminin içinde neden bu kadar çok pencere var? +

Mimar Sinan, bu camide kubbe ağırlığını dört büyük kemere taşıtarak yan duvarları serbest bırakmış, bu sayede 161 pencere açarak camiyi "aydınlığın merkezi" yapmıştır.